İMKB Değerleri
  • USD2.34 USD
  • EURO2.79 EURO
  • Altın88.81 Altın
  • Benzin4.19 Benzin
  • İMKB 30122,129.41 İMKB 30
  • IMKB 10099,547.68 IMKB 100

SON Dakika

  • Eklenme Tarihi :
  • 19 Ocak 2015, Pazartesi 14:34

En Yetkili İsimlerden Türkiye’nin DEPREM Gerçeği!

takip edin
En Yetkili İsimlerden Türkiye’nin DEPREM  Gerçeği!
0/10 (0 kişi)
Facebook Twitter

Çok sayıda bilim insanı ve uzmanın değerli görüşleriyle katkıda bulunduğu bu sayıda yer alan yazıların, depremle ilgili farklı bilim dallarının ve farklı kurumların mensupları tarafından yazılmış olması konuya geniş bir bakış açısı getiriyor.

 Seçkin üniversitelerimizin öğretim üyeleri ve araştırmacılarının yanı sıra, ilgili kamu kuruluşlarının, meslek odalarının, yerel yönetimlerin araştırmaları ve deneyimleri bu sayıda toplanıyor.  Kadim çağlardan günümüze güncelliğini hiç yitirmeyen, 526 Antakya depreminden 2011 Van depremine, ülkemizin defalarca maruz kaldığı ve yüzbini aşkın insanımızın hayatını kaybettiği DEPREM gerçeği ve günümüzdeki durum İTÜ Vakfı Dergisi’nin 66 sayısında şu ana başlıklar altında sunuluyor:

 

“KÜÇÜK KIYAMETTEN BÜYÜK TRAJEDİYE”

1509 İstanbul depremi kayıtlarda “küçük kıyamet” olarak geçmektedir. Olası bir İstanbul depreminin ülkemiz için “büyük trajedi” olacağı ifade edilmektedir. Anadolu coğrafyası, “küçük kıyamet”ten “büyük trajedi”ye yol almaktadır. Bu gerçek bizleri tek bir soruyla karşı karşıya bırakmaktadır: Ülkemizde yapılaşma ve kentleşme deprem gerçeğiyle uyumlu mudur?

İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ersan, dergideki bu makalesinde özet olarak ‘yapı denetimi’ nin önemine dikkat çekerek şunların altını çiziyor: “Mesleğimizin medeniyetlerin yapıcısı ve taşıyıcısı olduğu gerçeği ile kamu yararı ilkesinin yan yana geldiği zemin, insan odaklı yatırımların, yaşanabilir kentlerin, güvenli ve sağlıklı yapılaşmanın garantisidir. Depremin yıkıcı etkisi ancak ve ancak böyle bir yaklaşımla ortadan kaldırılabilir. Aksi halde ‘büyük trajedi’yi önlemek mümkün olmayacaktır.”

 

“DEPREM TEHLİKESİ AÇISINDAN EN SICAK NOKTA İSTANBUL”

İstanbul’daki potansiyel deprem tehlikesi konusunda kapsamlı bir çalışma yapan B.Ü. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nden Prof. Semih Ergintav, İTÜ Maden Fakültesi’nden Doç. Dr.Ziyadin Çakır ve YTÜ İnşaat Fakültesi’nden Doç. Dr.Uğur Doran’ın makalesinde  İstanbul depremine dikkat çekilerek şunlar belirtiliyor:  “Marmara Denizi’nin içinden geçen ve bugüne kadar birçok çalışmada deprem tehlikesinin yüksek olduğu öngörülen fay sistemleri üzerindeki gerilme birikimleri ilk defa doğrudan ölçülmüştür.  Elde edilen sonuçları, saygın jeofizik dergilerinden biri olan Geophysical Research Letters dergisinde 2014 yılında geniş bir araştırmacı katkısıyla yayınladığımız çalışmada bölgedeki fayların davranışı sorgulanmış, başta İstanbul ve çevresi olmak üzere Marmara Bölgesinde yapılacak tüm risk çalışmalarına doğrudan girdi sağlanmıştır… Bulgular, Marmara’daki en sıcak noktanın İstanbul kıyılarına yaklaşık 8 km uzakta bulunan Adalar kolu olduğunu göstermektedir. Bu kol üzerinde ölçülen gerilme birikimi, M>7 büyüklüğünde bir depreme ait enerji açığa çıkmasının kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.

 

“İSTANBUL DEPREM SENARYOLARI”

Özyeğin Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Avrupa Deprem Mühendisliği Birliği Başkanı olan Prof. Dr Atilla Ansal da makalesinde Avrupa Altıncı Çerçeve Programı ‘Depremler ve Heyelanlarda Zarar Azaltma Araştırma Projesi,  Kentsel  Deprem Hasar Senaryoları ve Hasar Modelleri Projesi Grubu’ tarafından İstanbul için yapılmış deprem senaryoları çalışmalarından ve daha sonra bu konuda yapılmış diğer çalışmalardan elde edilen sonuçları özetliyor. Ansal,  makalesinde yerel yönetimlere düşen sorumluluk konusuna da dikkat  çekiyor: “Depremlerin önceden belirlenmesi mümkün olmamakla beraber deprem hasarlarına karşı alınacak tedbirlerle maddi kayıpların düşük seviyelere indirilmesi mümkündür. Bu açıdan yerel kent yöneticilerine, kentsel planlama ve arazi kullanımında öncelikli alanların belirlenmesi görevlerinin yanı sıra yapılacak her türlü mühendislik yapısının hem projelendirme hem de inşaat aşamasında denetimi konusunda önemli görevler düşmektedir.”

 

“DEPREM ERKEN UYARI SİSTEMLERİ  İLE KAYIPLAR ÖNLENEBİLİR”
Dergide dikkat çeken bir başka makale ise deprem erken uyarı sistemleri ile ilgili. B.Ü Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Pınar, Prof. Dr. S.Ümit Dikmen, Prof. Dr. Mustafa Erdik tarafından kaleme alınan makalede ,erken uyarı sistemine yapılacak üç-beş milyonluk yatırım sayesinde büyük depremlerde oluşabilecek milyarlarca liralık zararın yanında can kayıplarının da önlenebileceğine dikkat çekiliyor.  İstanbul’a kurulan ‘Deprem Erken Uyarı ve  Acil Müdahale Sistemi’ hakkında ayrıntıların yer aldığı makalede sistemin çalışma yöntemine ilişkin şu bilgiler veriliyor: “Hasar yaratabilecek bir depremle ilgili uyarı sinyali, deprem kaynak parametrelerine  ve etkilenecek konumun koordinatlarına bağlı olarak saniyeler öncesinden verilebilmektedir. Bir deprem olduğunda yer hareketi dağılım haritası ve hasar dağıtım haritası otomatik olarak oluşturulmakta ve İstanbul Valiliği Deprem Araştırma Enstitüsü’ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’ne ve Birinci Ordu Komutanlığı’na eş zamanlı olarak gönderilmektedir.”

 

“İNSANLAR NASIL ENKAZ ALTINDA KALMAZ ?”

Afet Yönetimi deyince akla gelen önemli isimlerden olan Prof.Dr.Mikdat Kadıoğlu ise dergideki makalesinde afet yönetiminin önemine dikkat çekerek şunları söylüyor: “Afet yönetiminin amacı ‘insanları nasıl enkaz altından kurtarırız’ değil, ‘insanlar nasıl enkaz altında kalmaz?’ diye çalışmaktır.  Örneğin eğer İstanbul’da beklenen deprem gerçekleşirse klasik kriz yönetimi yöntemiyle vereceğimiz kayıplar çok büyük olacak ve İstanbul’daki depremin ortaya çıkardığı riskler yönetilemeyecektir. Bunu ‘bana göre, sana göre’ değil, afet yönetimi bilimine ve beklenen deprem senaryosuna göre ‘İstanbul depreme hazır mı?’ diye sorduğumuzda çok net bir şekilde görebiliriz. 85-150 bin orta hasarlı ve 250-350 bin hafif hasarlı bina: Böyle bir durumda 530 bin olarak hesaplanan acil barınma ihtiyacı olan hane sayısı, panik nedeniyle birkaç milyonu bulacak. Ne dünyada bu kadar çok çadır, ne de İstanbul’da bu kadar çok çadırı kurmak için yer vardır.”

 

 

 

“DEPREM TRAVMASININ KİTLESEL ETKİLERİ VE ÇÖZÜM”

Deprem travmasının etkileri ve tedavi yöntemlerine ilişkin çalışmaları ile tanınan Londra Üniversitesi  Psikiyatri Enstitüsü Travma Araştırmaları Bölümü Başkanı  ve DABATEM kurucusu Prof. Dr Metin Başoğlu’nun Doç. Dr. Ebru Şalcıoğlu ile kaleme aldıkları makalede,  deprem travmasına yönelik bir ruh sağlığı modeli önererek, bu model ile  depremden etkilenen kitlelerin en ekonomik bir biçimde tedavisi ve toplumun depremlere karşı psikolojik olarak hazırlıklı hale getirilmesini amaçladıklarını belirtiyorlar.  Devletin, kitlesel travmalar konusunda araştırmaları desteklemesi ve bu konuda bir uzmanlık alanı yaratılması gerektiğine de dikkat çeken Başoğlu ve Şalcıoğlu, Türkiye’nin bu konuda bilgi üretmek zorunda olduğuna dikkat çekiyorlar: “Batılı ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın hiçbir yerinde, büyük felaketlerin yarattığı ruh sağlığı konusunda yeterli bilgi ve deneyim birikimi yoktur. 1999 depremleri sonrasında, ruh sağlığı uzmanlarına eğitim vermek amacıyla Türkiye dışından bazı uzmanlar gelmiş kimi zaman yararsız hatta kimi zaman zararlı uygulamalar yapılmıştır. Türkiye’de halen psikolojik destek adı altında yapılan uygulamanın bilimsel dayanağı yoktur. Bu konuda devlet yetkilerine önerimiz kanıtlanmamış girişimlere izin vermemelidir. Devletin desteği ile  yapılacak özgün araştırmalarla dışarıdan ithal yararsız bilgilere ve uzmanlara ihtiyaç kalmayacağı gibi, Türkiye bu alanda dünyaya öncülük edebilir ve oluşturacağı ruh sağlığı modeli ile örnek bir ülke konumuna gelebilir.”

 

…VE DAHA PEK ÇOK UZMAN  66. SAYIDA KONUYA IŞIK TUTUYOR!

“DEPREM DOSYA I”  başlıklı 66. sayımızda daha pek çok uzman, deprem konusunda yapılan araştırmalara, İBB Deprem Dairesi ve AFAD ise İstanbul için yürütülmekte olan çalışmalara değiniyor. Bu sayımız için gelen çok sayıda makale nedeniyle, Ocak ayında yayımlanacak 67. sayımızı da DEPREM konusuna ayırıyoruz. “DEPREM DOSYA II” başlıklı bu sayımızda da  yine deprem araştırmalarının yanı sıra, kentsel dönüşüm ve güçlendirme, tarih içinde İstanbul depremleri ve sonuçlarına değiniyoruz.

 

Dergimizde yer alan makalelerin tamamına www.ituvakif.org.tr sayfasından ulaşılmaktadır.

 

İyi günler dileğiyle.

İTÜ Vakfı Dergisi

En Yetkili İsimlerden Türkiye’nin DEPREM Gerçeği!" haberi için yapılan yorumlar.

BENZER HABERLER

ÖNE ÇIKAN HABERLER
YORUMLAR
copyright 2013 Habermonitor.com