İMKB Değerleri
  • USD2.34 USD
  • EURO2.79 EURO
  • Altın88.81 Altın
  • Benzin4.19 Benzin
  • İMKB 30122,129.41 İMKB 30
  • IMKB 10099,547.68 IMKB 100

SON Dakika

  • Eklenme Tarihi :
  • 10 Aralık 2013, Salı 10:08

Kadına El Kaldıranlar İnsan mı?

takip edin
Kadına El Kaldıranlar İnsan mı?
0/10 (0 kişi)
Facebook Twitter

Kapının vurulan sesini duyduğunda o kararını çoktan vermişti. Bu gece hazırlanmıştı. Çocuklarını ablasına göndermişti. Eniştesi memlekete gitmişti birkaç gün gelmeyecekti.

Güzel yemekler hazırlamıştı. Güzelde giyinmişti. Makyajını da yapmıştı.
Kapıyı açtı. Eşi her zamanki gibi eli kolu dolu gelmişti. Gülümsüyordu. Hoş geldin dedi.
Eşi mis gibi yemek kokularının geldiğini söyledi. Karısına ne çok iltifatlar etti. Hemen üstünü değiştirmeye gitti.
Oda salâtının sosunu koydu. Eşi masaya gelmeden mutfağa uğradı gelirken getirdiği bir büyük rakısını, buzunu ve soğuk suyunu keyifle aldı dolaptan.


Ona yine gülümsüyordu. Yemeğini koydu. Kendi tabağına da koydu.
Eşi rakısını çoktan boca etmişti bardağına.
Üstelik çölde kalmış, çok susamış bir adam edası ile ya da acele bir işe yetişecekmiş gibi üst üste yudumlamaktan ziyade bitirmek derdi ile hızla rakısını içti.
İki lokma ya yemişti ya da yememişti.
Ona bakmıyordu ama onun rutin yaptıklarını bildiği için neler olduğunu anlıyordu. İkinci bardak, derken üçüncü…
Suskun, rakının getirisi ile konuşmayı iyice becerebilen sevgili erkeğinin de artık konuşma zamanı gelmişti.
Önce eşinin halini hatırını sordu adam gibi, insanca. Hatta onun yaptıklarını da dinledi. Gülümsüyordu.
Sonra kendi anlatmaya başladı. Günün içinde neler olduğunu.
Önce güzel yaşanmışlıklar ardından sırayla sıkıntılar.
İşinin ağırlığı, çalışanların hayvanlığı, işverenin vicdansızlığı… Anlattı, anlattı. Bunları da aslında ezbere biliyordu. Hep dinliyordu her zaman! Aynı şeyler.
Sabırla yıllarca dinlemişti. Bundan öncekilerde yüzüne bakıyordu, aslında onu hiç dinlemiyordu. O bunu kendine yapmayı başarmıştı.
Kulaklarının duymazlığını sağlıyordu. Onu duymuyordu. Sesler kısılıyor – kısılıyor sonra sadece dudaklarını kıpırdatan biri oluyordu.
Bazen bütün bir gece kulaklarını tam terbiye edemiyordu ama bazen de kulaklarına sözünü geçirtiyordu. O gece kulakları izinliydi.
Adamı dinleyecekti. Yine her zamanki gibi!
Değişen bir şey olmadan! Sırası gelen aynı cümleleri dinledi.
Rakının bardağa muhabbeti arttıkça adamın ses tonu ve bakışları da değişmeye başlıyordu. Önce hafiften tenkitler, sonra sırası ile hakaretlere dönüşmeye başladı. Hakaretler terbiyesizce, küstahça, ahlaksızca en önemlisi de vicdansızlıkla yapılıyordu. O dinledi. Sadece ona bakıyordu.
Gittikçe büyüyen diline, masanın üzerinde her yere dökülen yemeklere, kendi üstündeki giysisindeki yemek artıklarına, hatta yerlere dökülenlere bakıyordu sessizce. Adam da gittikçe kendine gelmeye başlıyordu. Aslına dönüyordu.
O içindeki cevheri çıkarmaya başlamıştı.
O aşağılık bir adamdı sadece üstüne bir kılıf geçiriyordu.
İçki onun kim olduğunu ortaya çıkarmasına yardım ediyordu.
O kötü kalpli biriydi, vicdansızdı. Oysa ayıkken ne kadarda vicdanlı oluyordu.
O terbiyesiz biriydi oysa içkisizken ne kadar komik olabiliyordu.
O berbat biriydi. Kadın ona bakıyordu.
Onun eşi kapıyı açtığında ona gülümseyen, getirdiklerini uzatıp iyi akşamlar dileyen adamıydı?
Yoksa şimdi karşısında oturan saçmalayan, zırvalayan, terbiyesiz, küstah, pislik olanı mıydı?
Adamın eskilere gidişleri de başlamıştı o andan itibaren büyük şişe bitmişti.
Şimdi küçük şişeye gelmişti sıra.
Kadın itirazsız getirdi. Meyve soydu, buzları yeniledi.
Adam söylenmeye başladıkça başladı. Adamın sesi artıkça artıyordu. Kadın suskun. Arada adama bakıyordu sadece.
Adam su bardağını devirdi. Başlamıştı. Sonra sürahi yerlerdeydi.
Artık kendini tutamıyordu. Kalkmalıydı…

  • Sebebi eşi olmasından kaynaklanan,
  • Sebebi onun çocuklarının anası olmasından kaynaklanan,
  • Sebebi bu toplumda karısıdır severde döverde denmesinden kaynaklanan,
  • Sebebi el âlem ne derlerden kaynaklanan,
  • Sebebi kadının baba evine ancak cenazesinin geri döneceğini bilmesinden kaynaklanan,
  • Sebebi kendisinin erkek karısının kadın olmasından kaynaklanan,

 

Bir üstünlükle ile elini kaldırdı.
Oysa daha kadının yüzündeki morlar yeşile bile dönüşmemişti.
Yüzünü kıstırmış, gözlerini büyütmüş, sesini yükseltmişti.
“Sen bana ne diyorsun ne?”
“Hiçbir şey demedim.”
“Ne sen bana cevap vermeye tenezzül mü etmiyorsun?”

 

Sebep bulunmuştu.
Kadın bu gece korkmuyordu.
Kadın bu gece hiç korkmuyordu.
Adam kolunu kaldırdı, her zamanki gibi önce saçlarına yapışacaktı ki destekli yumruk atabilsin, sonra birkaç yumruk ve ardından tekmeler, tokatlar sonra yine tekmeler.
Ve bütün bunlardan sonra kadının o halini canı çekerse yatakta kendine ikram! Kadın ona bakıyordu. Buz gibi…
Sesinin tonu yerinden fırlamış, eli havadaki eşine bakıyordu.
Gülümsedi.

 

  • Onu sevmişti,
  • Onun için dünyayı karşısına almıştı.
  • Aç kalmıştı, açık kalmıştı.
  • İşini gücünü bırakmıştı.
  • Ailesi ile arasını açmıştı.
  • Onun çocuklarını doğurmuştu.
  • Dört defa sancılarla çok zor olan doğumlarını yapmıştı.
  • Doktorun bir daha doğurursan demesine rağmen o istiyor diye dört çocuk doğurmuştu.

 

Kolu havadaki adama bir daha baktı. Gözlerinin ta içine baktı. Gülümsedi. Masanın ucunda akşamdan beri bekleyen ince ve çok sivri kasap bıçağına benzer bıçağı bir anda o kol aşağı inmeden aldı, adam konuşurken hayal ettiği kalbin olduğu yere tam isabet ettirdi.
Adam orada ona bakarak kalakaldı.
Yüzündeki gerçek kocası yavaşça azaldı – azaldı gitti.
Sahte olanı, yumuşak, iyi yürekli, vicdanlı olanı ona şaşkınlıkla bakıyordu.
O ağlıyordu. Ona ağlıyordu.
Adam yere yığılmadı adeta yıkıldı.
Kan fıskiye gibi, hala çarpmaya devam eden kalpten birkaç kere daha fışkırdı. Kadın öylece ona bakıyordu.
Kalbi durdu, kan durdu. Adam ona gözlerini oynatmadan bakıyordu. Sonsuzluğa bakıyordu.  Eğildi adamın saçlarını okşadı. Ayağa kalktı. Paltosunu giyindi, kapıyı açtı. Dışarı çıktı. Karakola kadar yürüdü.

 

Kocamı kalbinden bıçakladım. Artık beni dövemeyecek!” dedi...

 

Türkiye de yapılan bir araştırmaya göre, aile içinde fiziksel şiddetin boyutları oldukça büyük. Araştırmalara göre, Türk kadınlarının yüzde 57 si fiziksel, yüzde 47 si şiddete maruz kalıyor, yüzde 8 i ise tecavüze uğruyor...

 

Kadına yönelik şiddet, kadının fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik olarak zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan, kadına dair gerçekleşen her türlü şiddet anlamına gelmektedir. Kadına yönelik şiddet, hem kadınların insan haklarını ve temel özgürlüklerini kullanmalarını engellemekte, hem de bu hakları ihlal etmektedir.

 

25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısı ile bir açıklama yapan Dağ, "Türkiye de kadına yönelik şiddet üzerine yapılan en kapsamlı araştırma, her üç kadından birinin fiziksel şiddet gördüğünü ortaya koyuyor. Binlerce kadın ise; evlilik içi zorbalığı erkeğin en doğal hakkı olarak görüyor. Tüm bunlar karşısında, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmakla sorumlu olan devlet ve ona bağlı kurumlar, yargı organları erkek egemen zihniyetle değerlendirmelerde bulunarak, faillere ceza yerine ödül verebiliyor." dedi.

 

Araştırmacılara göre şiddete maruz kalan kadınlar daha yüksek oranda ruhsal bozukluk yaşıyorlar ve ömür boyu ruhsal bozukluk yaşama riskini taşıyorlar. Cinsiyete dayalı şiddetin en sık görülen sonuçların fiziksel engellilik, zihinsel engellilik, yaşam kalitesinde bozulma ve genel bir ruhsal sakatlık olduğu ortaya koyulmuştur. (alıntılar)

 

Nazan Şara Şatana

Kadına El Kaldıranlar İnsan mı?" haberi için yapılan yorumlar.

BENZER HABERLER

ÖNE ÇIKAN HABERLER
YORUMLAR
copyright 2013 Habermonitor.com